4 Şubat 2015 Çarşamba

Benim yine aklıma bir şeyler takıldı ben yine geldim :)

Ben yazmayalı yine çok olmuş sevgili okurlarım.
Tabii bu kadar aralıkla yazdığım blogumun okuru var mıdır bilemedim şuan :)

LIKE ALMAK İÇİN YAŞIYORUZ. BİRBİRİMİZLE SİDİK YAPIYORUZ.

Yine beni düşündüren magazinsel olaylar ile ilgili iki kelam edicem müsadenizle.

İnsanların artık resmen Facebook'ta like almak için yaşadığını ve bunun uğruna savaş verdiğini hissediyorum. Evli, yaşını başını almış teyzelerimiz, ablalarımız sırf göstermelik olsun diye otobüste, günde, parkta "huzurlu hissediyor, Mutsuz hissediyor, Yorgun hissediyor" şeklinde check-in ler ile taymlaynıma düşüveriyorlar. He bi de bunu her gittikleri yerde her yaptıkları adım da yapıyorlar ya beni en çok geren o bi de tombik teyzemler ağzına kadar full yemek dolu masaların başına da geçiyorlar ya o zaman iyicene film kopuyor bende. Neyse onları da anlamaya çalışıyorum bazen yeni tanışıyorlar teknolojiyle ama bir uyaranları yok mudur acaba diye çok düşünüyorum.
Teyzeler tamam görmediler hiç acemilik var falan yine anlayış gösterelim.
Ama ergenliğini yaşamadan evlenmiş bir kaç kişi var ki etrafım da evlere şenlikler. Bu tipler de her boklarını paylaşıyorlar. 7. ay 7 gülüm yanında da bir markadan alınmış poşet(reklama girmesin diye demedim) kocası almış, doğum gününde isimli kadehler mum ışıklı masa, masanın her karesi çekilmiş. Hadi bunlara da tamam dedik göstermek hava atmak istiyosun kocan seni çok seviyor şımartıyo buna da ok. Bide gittiği her evde check-in oluyor. Okey oynasa dahil yazıyor ortamdaki insanları etiketliyor. Karı-koca kahve içmeye gidip birbirlerini etiketliyorlar :) Yani beni bir gülme alıyor. Mesela bu hafta sonu hiç birşey paylaşmadı korktum acaba başına bir şey gelmiş midir ? arasam mı noldu nerdesin check-in olmadın. bir şey paylaşmadın. Böyle birşey düşünürken pazartesi oldu baktım yine bir yere gitmiş evde otururken kendini çekmiş. Oh dedim rahatladım. Siz de rahatlayın dostlar. Anınızı yaşayın. Bu kadar sanal alemde yaşamayın.
Ben yine çok konuştum.

Sevgiler
Selamlar...

7 Nisan 2014 Pazartesi

Bir baktım ki bayağı olmuş ben buraya bir şeyler karalamayalı o yüzden bugünlerde yine takıldığım konular var sevgili dostlar onları yazacağım.

                          HOMURDANIK İNSANLAR; MUTSUZ ŞİKAYET BÖCÜKLERİ

O ne demek dediğinizi duyar gibiyim. Şu demek sevgili okurlarım; her şeyden şikayet eden hiç bir şekilde mutlu olmayan elindekiyle yetinmeyi bilmeyen ve bunu tanıdığı tanımadığı çok samimi olduğu olmadığı herkesin yanında yapan kısacası herkesi suratıyla bayıltan insanlar. He şimdi oldu dediğinizi de duyar gibiyim.
Buna dair bir anımı da paylaşayım da boşa gitmesin post'um. 
Geçenlerde bir arkadaşımla yaptığımız seyahat sonucu böyle insanlara tahammülüm kalmadı. Suratsız gülmeyen tebessümü kendine dahi çok gören bir arkadaşımlaydım. Neyse lafı fazla uzatmadan mevzuyu bağlıyım. Yani bir insan hiç birşeyden mi mutlu olmaz anlayamıyorum. İnsanlık edip aldığımız yiyecek vs. şeylere de laf etti. Yapılan her şeyde bir kulp buldu. Ne hoteli ne organizasyonu beğendi. Yani bu evlenince ne olacak ben çok merak ediyorum cidden. Neyse ilerde evlendiğinde aklıma gelirse bunun üzerine de geydiririm size :) (geydirmek means;dalgasını geçmek bunun üzerine yorum yapmak)  

Oldu size iyi günler!

31 Ocak 2014 Cuma

Evet selamlar sevgili okurlarım :)
İlk konulu postumu yazıyorum beni takipte kalın dostlar...
Düşündüm ve bugünkü konumu belirledim...
                                                         
                                                       "Tüketim Çılgını Anneler"

Başlıktan anlaşılacağı üzere yeni trend evlenmek, anne olmak ve bunu dibine kadar kullanmak.
Görüyoruz gencecik güzel kızlarımızı evleniyorlar tabii ki çok normal bir şey buna dediğimiz bir şey yok herkesin tercihi ki bende zaten yaşım çok geçmeden evlenen tayfa dayım. Neyse kafamı taktığım şey daha başka; bu kızlarımız evlenip hemencecik anne oluveriyorlar ya oradan sonra kayış kopuyor bunlardaa bir şey oluveriyor hemen tüketim ve paylaşım çılgınlığından deliri veriyorlar. Çocuğum doğdu partisi, ay adım attı partisi, amanın dişi çıktı şeyisi (Diş Buğdayı dimi), ayy 1 yaşına geldi parende atabilirim partisi gibi gibi çılgın partiler ve birbirlerine hava attıkları ortamlardan paylaşımlar. Tamam her şey çok güzel çocuk bambaşka bir şey anlamaya çalışıyorum. Ama siz şimdi bu kadar emeği (maddi veya manevi) harcıyorsunuz ya bu çocuklar büyüyünce ne olacak şuan istediği her şey veriliyor bu çocuklara bir sonraki adım da ne yapacaksınız. Bak mesela bir örnek vermek istiyorum. Geçen bir tanıdığım çocuğu 2 yaşına girdi diye kocaman bir mekanı kapatıp 100 kişilik bir yemek verdi. Orada doğum günü kutladılar sonra falan. Tamam bunu bu sene yaptın seneye ne yapacaksın acaba ya da çocuk evlenirken ne olacak bu tip şeyleri yaşamaya alışkın olduğu için hiç heyecanı kalmayacak bu tarz şeylere ve senden hep daha fazlasını bekleyecek. Sende hep yetmeye çalışıp yıpranacaksın. Neden bu parçalanmayı kendimize yapıyoruz. Bunun yapamayan ve isteyen ebeveyn ve çocuk etkisini zaten geçtim. Çocuğunuza yetemediğinizde mutsuz olmayacak mısınız? Çocuğunuz daha fazlasını isteyip göremediğin de ne olacak sus otur mu diyeceksiniz. Hee evet kesin dersiniz eminim.
Neyse siz yine yapın tüketin her şeyi...

Sevgiler dostlar...

30 Ocak 2014 Perşembe

Herkes blogger olmuş başımıza bizde bir şeyler yazalım dedik...
Gerçi daha ne konu da olacak onu henüz bilemiyorum.
Amma bulurum bir şeyler düşünürüz artık.
Bence yeni trendlerden yazsam burada var olabilirim.
Evet evet kesinlikle bu trendlerden yazmalıyım.
Ama bu yazıdan başlamayayım da giriş kötü olmasın ilk intiba önemlidir ya hani kötü etki bırakmayayım sevgili okurlarım üstünde.
Daha kaç tane okurun var dediğinizi duyar gibiyim ama olsun bu da bir pazarlama biliyorsunuz.
Sonuçta bu işler kendini pazarlama ile yürüyor arkadaşlar bunu kabul edelim.
Neyse bu postumu burada sonlandırayım da şimdiden benden bıkmayın.
Oldu o zaman saygılar.